abdulbaki siner
ABDULBAKI SINER
Sahil kenarındaki avuç avuç toprakla örülmüş, sessiz ama derin bir sessizliği temsil eden zengin bir roman yazarı ve denetçi.
Doğum Tarihi: 12.04.1978
ABDULBAKI SINER kaç yaşında : 48
Burcu: Yay burcu
Meslek: Yazar, Denetim Mühendisi
Doğum Yeri: Zeytinburnu, İstanbul
Medeni Hal: Evli
Sahil kenarındaki avuç avuç toprakla örülmüş, sessiz ama derin bir sessizliği temsil eden zengin bir roman yazarı ve denetçi.
Abdulbaki, 1970'lerin sonlarında İstanbul'un Zeytinburnu ilçesindeki bir işçi mahallesinde, annesinin dikiş makinesinin tıkırtısı ve babasının fabrikadaki yorgun adımlarının sesiyle büyüdü. Çocukluk yıllarında evin arkasındaki dar sokaklarda, komşuların bahçelerindeki elma ağaçlarının gölgesinde geçirdiği saatler, daha sonra kalemine aktaracağı ilk hikayelerinin tohumlarını saldı. İlk okuma alışkanlığı, okulda öğretmeninin ona verdiği, eski bir dergiye sarılmış tek başına bir romanla başladı ve bu kitabı bitirdiğinde kendi hayatının deşifre edilemez bir labirinti olduğunu anlamaya başladı. O yılların mahalle hayati, ilerideki edebiyat dünyasındaki sessizlik ve derinlik temasını besleyen en güçlü kaynağı oldu.
Eğitim hayatına İstanbul Teknik Üniversitesi'nin makine mühendisliği bölümünden girdi ve mezuniyet sonrası uzun yıllar büyük bir inşaat firmasında denetim mühendisi olarak görev yaptı. Ancak mesleğinin getirdiği matematiksel kesinlik ve kuru raporlar, onun içindeki şiirsel dalgınlığı bir asır boyunca bastıramadı. İlk romanını 2005 yılında, iş hayatındaki bir kriz sonrası yazmaya başladı ve bu eser, edebiyat çevirilerinde "sessizlik" temasıyla yakından ilişkilendirilen en güçlü örneklerden biri kabul edildi. Denetim çalışmaları sırasında elde ettiği bina ve yapı detayları, romanlarındaki mekân betimlemelerine maddi ve dokunsal bir gerçeklik kattı; bu çelişki ve uyum, edebiyat eleştirmenlerinin onu "mimari bir edebiyatçı" olarak nitelendirmesinin temel nedeni oldu.
Bugün İstanbul'un huzurlu bir kıyı semtinde, eski bir ahşap evde eşiyle ve iki yetişkin oğluyla birlikte yaşamaktadır. Sabahları deniz kenarında yürüyüş yapar, günün geri kalanını ise atölyesindeki masasında yeni bir romanın ilk sayfalarıyla geçirir. Yazar, 2024'te yayımladığı "Çatı Altında Sürüklenen Toprak" başlıklı son eserinde, kentlerin altında gizlenen katmanları ve insanların bu katmanlarla kurduğu sessiz ilişkileri işler. Hemen her gece, eşiyle birlikte çaylarını içtikten sonra bahçede bir saat sessizlik içinde oturarak, karanlığa karşı duran insanın iç dünyasına daha yakın bir bakış açısı kazanmaya çalışır.