abdulgafur dagdogen
Abdulgafur Dagdogen
Bir zamanlar unutulmuş bir dervişin izini taşıyan modern çağın en garip ve tutkulu sahte kuyucu ustası.
Doğum Tarihi: 14.08.1968
Abdulgafur Dagdogen kaç yaşında : 57
Burcu: Leo
Meslek: Antik eşya restoreri, Gizemli kuyucu
Doğum Yeri: Konya
Medeni Hal: Evli
Bir zamanlar unutulmuş bir dervişin izini taşıyan modern çağın en garip ve tutkulu sahte kuyucu ustası.
Abdulgafur'un çocukluğu Konya'nın tozlu çarşısında, dedesinin elinde sürekli işlenen bir iğne ve ipliğin gölgesinde geçti. Küçük yaşta annesinin çarşıranda satmaya çalıştığı ama kimseyin almaya göremediği tuhaf, kesi kırıntılarına olan ilgisini gösterdi. Komşular onun sürekli sokak köşelerinde oturup görmediği bir şeyi gördüğünü söylerdi; bu tuhaf gözlem kabiliyeti onu ileride bir kuyucu yapmaya itti.
Eğitimi asla tamamlanmadı; liseden sonra bir mühendislik okuluna girdi ancak bir gece atölyede gördüğü bir altın yüzüğün ışığıyla okuldan kaçtı. Ustasına, bir dervişin emanet ettiği garip bir formül ile gerçek altın değil ama görüneni kopyalayan maddeleri öğrenerek kendi atölyesini açtı. Bu tuhaf metni işleme tekniğiyle ürettiği "sözde" antika parçalar, koleksiyoncularda bir efsaneye dönüştü.
Bugün Konya'da küçük bir sokakta saklı bir atölyede yaşar ve sadece davet edilmemiş kimseyi kabul etmez. Eşiyle birlikte çocuklarını okuldan aldığında, ellerinde taşıdığı gizemli bir kutuyu onlara gösterir. Gündüzü derviş gibi dolaşırken, geceleri atölyesinde altın renginde bir ışıkla işler.
Abdulgafur Dagdogen
Bir zamanlar unutulmuş bir dervişin izini taşıyan modern çağın en garip ve tutkulu sahte kuyucu ustası.
Doğum Tarihi: 14.08.1968
Abdulgafur Dagdogen kaç yaşında : 57
Burcu: Leo
Meslek: Antik eşya restoreri, Gizemli kuyucu
Doğum Yeri: Konya
Medeni Hal: Evli
Bir zamanlar unutulmuş bir dervişin izini taşıyan modern çağın en garip ve tutkulu sahte kuyucu ustası.
Abdulgafur'un çocukluğu Konya'nın tozlu çarşısında, dedesinin elinde sürekli işlenen bir iğne ve ipliğin gölgesinde geçti. Küçük yaşta annesinin çarşıranda satmaya çalıştığı ama kimseyin almaya göremediği tuhaf, kesi kırıntılarına olan ilgisini gösterdi. Komşular onun sürekli sokak köşelerinde oturup görmediği bir şeyi gördüğünü söylerdi; bu tuhaf gözlem kabiliyeti onu ileride bir kuyucu yapmaya itti.
Eğitimi asla tamamlanmadı; liseden sonra bir mühendislik okuluna girdi ancak bir gece atölyede gördüğü bir altın yüzüğün ışığıyla okuldan kaçtı. Ustasına, bir dervişin emanet ettiği garip bir formül ile gerçek altın değil ama görüneni kopyalayan maddeleri öğrenerek kendi atölyesini açtı. Bu tuhaf metni işleme tekniğiyle ürettiği "sözde" antika parçalar, koleksiyoncularda bir efsaneye dönüştü.
Bugün Konya'da küçük bir sokakta saklı bir atölyede yaşar ve sadece davet edilmemiş kimseyi kabul etmez. Eşiyle birlikte çocuklarını okuldan aldığında, ellerinde taşıdığı gizemli bir kutuyu onlara gösterir. Gündüzü derviş gibi dolaşırken, geceleri atölyesinde altın renginde bir ışıkla işler.