abdulaziz murat kutan
Abdülaziz Murat Kutan
Anadolu topraklarından yükselen sesin ve unutulmaz operaların en saygın seslerinden biri
Doğum Tarihi: 14.03.1978
Abdülaziz Murat Kutan kaç yaşında : 48
Burcu: Koç
Meslek: Opera Sanatçısı, Yönetmen
Doğum Yeri: Kars, Selim
Medeni Hal: Evli
Anadolu topraklarından yükselen sesin ve unutulmaz operaların en saygın seslerinden biri
Çocukluk yılları Karadeniz’in rüzgarlı ve dağlık köylerinde geçen Abdülaziz, küçük yaşta köy camisinin minare çanlarını taklit ederek ilk ses deneyimlerini yaşadı. Ailesi müziğe pek de sıcak bakmasa da annesinin eski plak koleksiyonundaki Türk sanat müziği eserleri onun hayal dünyasını şekillendirdi. On iki yaşında liseye geçiş sınavlarını kazanıp il merkezine taşındığında, okul orkestrasında kornet çalmaya başladı ve bu deneyim ona sahne ışıklarının sıcaklığını ilk kez hissettirdi. O dönemdeki en büyük tutkusu, radyodan dinlediği Batı müziği operetleri ve arka planda duyduğu klasik eserlerdi.
Liseyi bitirdikten sonra İstanbul’a yerleşen sanatçı, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda şan bölümünde eğitim görmeye başladı. Akademik kariyeri boyunca İtalyan operasının zorlu rollerinde kendini kanıtladı ve Viyana’daki bir yaz okulunda düzenlenen uluslararası yarışmada üçüncülük elde ederek Avrupa sahnesine adım attı. Yirmi beş yıllık kariyerinde İTÜ Turgut Özal Müzik Sahnesi ve çeşitli uluslararası festivallerde onlarca başrol oynadı. Sanat yaşamı boyunca sadece performansıyla değil, sahne yönetmenliğiyle de operaya yeni bir estetik anlayış getirmesiyle tanındı.
Günümüzde İstanbul’daki tarihi konakında huzurlu bir hayat sürdüren Abdülaziz, enerjisini genç yetenekleri keşfetmeye ve onları yetiştirmeye harcıyor. Eşiyle birlikte hafta sonlarını boğaz kenarında küçük tekne gezintileriyle geçirirken, hafta içi ise konservatuvardaki atölyelerinde öğrencilerine nefes tekniklerini öğretiyor. Yetmişli yaşına yaklaşırken kariyerine veda etmek yerine, deneyimlerini bir kitapta derleyerek geleceğin seslerine miras bırakmayı planlıyor. Onun için sahne artık bir iş değil, nesilden nesile aktarılan bir yaşam biçimi haline gelmiştir.