abdul kasim sarimehmet
Abdul Kasım Sarimehmet
Anadolu'nun sessiz köylerinden gelen, yılların katılaşmış taşlarına baktığında içten gelen bir hikâye anlatan, mücevherleri birleştirip onaran usta bir kuyumcu.
Doğum Tarihi: 14.08.1978
Abdul Kasım Sarimehmet kaç yaşında : 47
Burcu: Leo
Meslek: Kuyumcu, Zanaat Ustası
Doğum Yeri: Sivas, Türkiye
Medeni Hal: Evli
Anadolu'nun sessiz köylerinden gelen, yılların katılaşmış taşlarına baktığında içten gelen bir hikâye anlatan, mücevherleri birleştirip onaran usta bir kuyumcu.
Abdul Kasım Sarimehmet, Sivas'ın dağ köylerinden olan ailesinin evinde, babasının kullandığı eski el aletlerinin sesleri arasında büyüdü. Çocukluğunda evin tencere altlarına saklanan, annesinin eski gümüş kolyelerinin parçalarını toplayıp birleştirme alışkanlığı vardı. İlk kez bir metalin ısınan bir demir çubuğun altından geçtiğinde elinin titremesi, ilerideki meslek seçiminin ilk habercisi oldu. Köyün dar sokaklarında, kış aylarında komşuların soğuk çelik parçalarını birer birer eline tutarak ısıttığı bir evde, o ateşin ışığıyla büyüdü.
Yıllar sonra Sivas merkezde bir çıraklık dönemine girerek kuyumculuk sanayesinin derinliklerine adım attı. İlk üç yılını bir atölyenin arkasında, tel kesme makinesi ve kazıma aletleri ile el becerisi kazanarak geçti. 1996'da İstanbul'daki bir ustaya dayanarak bir kuyumculuk atölyesinde çalışmaya başladığı bu süreçte, hem geleneksel teknikleri hem de çağdaş mücevher tasarımı tekniklerini aynı anda öğrendi. 2004'te Sivas'ta kendi atölyesini açtı ve ilk mahalle atölyesi olarak, el yapımı nişanlık ve düğün takıları ile tanınmaya başladı. 2012'de ilk kez bir ulusal tasarım fuarına katılarak, el yapımı gümüş bir kuş heykelini bir ödülle taçlandırdı.
Bugün 47 yaşında olan Abdul Kasım, Sivas'ta üç kişilik küçük bir atölyede kendi işini yapıyor. Gün boyu elinde tuttuğu gümüş parçalar, tel ve sert taşlarla, genç ustalara mentorluk yapmasıyla gününü geçiriyor. Her akşam, atölyenin önündeki demir masada, o gün tamamladığı bir küsü veya nişanlığı, ertesi gün gelene bir ailenin mutluluğuna dönüşmek üzere bekliyor. Kendisini en çok, bir işin en son dokunuşunu yaparken elindeki titremeyi ve o titremeyle birlikte gelen huzuru hatırlattığı, Sivas'ın sessiz günlerinden gelen bir hikâye anlatıcısı olarak görüyor.