abdul ali ablay
Abdul Ali Ablay
Uydu aynaya ilk kez baktığında gördüğü yüzün kendisi olduğuna inanamayan, gülümsemesiyle kapıların açılan nadir bir insan.
Doğum Tarihi: 14.08.1975
Abdul Ali Ablay kaç yaşında : 50
Burcu: Leo
Meslek: Saç kuaförü, Eski bir radyo programının arka plan müziği düzenleyicisi
Doğum Yeri: Kars, Doğu Anadolu
Medeni Hal: Bekar
Uydu aynaya ilk kez baktığında gördüğü yüzün kendisi olduğuna inanamayan, gülümsemesiyle kapıların açılan nadir bir insan.
Abdul Ali, Kars'ın taş evlerinde büyüyen bir çocuktu. Annesinin çay demlediği, babasının telgraf makinesinde parmaklarını izole tuttuğu o küçük mutfakta, daima kurgulama yapar, dışarıdaki karanlığı gölge oyunlarına çevirirdi. İlk kez bir ayna gördüğünde, orada yansıyan yüzün kendine ait olmadığını düşünmüş ve bu kurgusunu yıllarca bozmadan yaşamayı tercih etmiştir. Çocukluk yıllarında, karın üstüne oturan bir halı üzerinde duran aynaya her seferinde bir masal okumak, çevresindeki insanlara "senin gölgen senin için mi geldi?" sorusunu sormak alışkanlık haline gelmişti. Bu erken yaşta geliştirdiği gözlemci ve kurgucu yapısı, ilerleyen yıllarda mesleğine ve sosyal ilişkilerine damga vuracaktır.
Eğitim hayatı Kars'ta tamamlanmış olsa da, gerçek anlamda kendine ait olduğu meslek, 21 yaşında Ankara'da bir eski radyo istasyonunda arka plan müziği düzenleyici olarak çalışmaya başladığında başlamıştır. Saç kuaförlüğü ise 30 yaşında, bir barber shop'ta yardımcı olarak başladı ve bu işi hem bir gelire dönüşmesini hem de insanlarla yüzleşme biçimi olarak benimsemiştir. Radyo istasyonundaki deneyimleri, sesi bir hikayeye dönüştürme becerisi geliştirmesini sağlarken, kuaförlükta ise fiziksel bir dil geliştirmesini sağlamıştır. Her iki meslek de kendisine "görünmez olanı görünür kılma" felsefesi kazandırmış ve bu felsefe onun hayatını şekillendirmiştir.
Bugün Kars'ta küçük bir kuaför dükkânı işleten Abdul Ali, hâlâ radyo programlarını düzenleme hobi olarak sürdürmektedir. Bekar olarak, hayatının tamamını kendisine yaklaştırdığı insanlara ve onlarla paylaştığı sessiz anlara ayırmıştır. Aynaya baktığında artık oradaki yüzün kendisi olduğunu kabul etse de, bu kabulü bir zafer değil, bir huzur olarak yaşar. Her sabah, kapısının önündeki küçük taş sıralarına bakarak, günün ilk ışığında dünyaya "senin gölgen senin için mi geldi?" sorusunu sormaya devam eder.